DARA ANTİK KENTİ
CAMİLER
Savur Kapı’ da bulunan Cami’nin kitabesine göre Melik Mahmut Cami, 1312-1362 yılları arasında Artuklu Hükümdarı Melik Salih tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Cami’ye bu ismin veriliş nedeni ise Artuklu hükümdarı olan Melik Mahmut’un kabrinin burada olmasındandır. Cami’nin ana mekânın ortası kubbeli, yanları beşik tonozludur. Sivri kemerli bir taç kapıdan tonoz örtülü küçük bir mekânla avluya geçilir; avlunun kuzeyinde selsebilli bir eyvan yeralmaktadır.
Reyhaniye Cami
Şehir merkezinde çarşı içinde bulunan Cami’nin adi 1540 tarihli vakıf kayıtlarında geçiyor. Yaklaşık 5 asırdır ayakta olan Cami, 19. yüzyılda onarım görmüştür. Bölgede sık rastlanan mihrap önü kubbeli yapıların gelişmiş bir örneğidir. Kare kaideli, sekizgen gövdeli minarenin şerefeden sonrası silindirik biçim alır ve sivri külahla son bulur.
Arap (Azap) Cami
Savur Kapısı’na giden yol üstündeki Cami’nin yapm tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, 16. yüzyıl kayıtlarında adı geçen Azaplar Ağası Mescidi’ nin bu yapı olduğu düşünülüyor. Dikdörtgen planlı, beşik tonozlu Cami’nin girişi batıdadır.
Hacı Ömer (Halife) Cami
Diyarbakır Kapısı’na doğru ana caddenin güneyindeki sokakta yer alır. Yazıtına göre 1724-1725 tarihinde yapılmıştır. Avlusu ve ekleri ile dikdörtgen bir alanı kaplayan Cami moloz taştandır.
Şeyh Kasım Halveti Türbe ve Mescidi
Yeni Kapı Hamamı yakınında, evler arasında bulunan Türbe ve Mescit 15. yüzyıldan sonraya tarihlendirilir. Hazireli ve namazgâhlı küçük bir yapıdır. Son yıllarda onarılarak avlunun kuzeyine eyvan ve ekler yapılmıştır.
Eminüddin Külliyesi
Mesken Mahallesi’nde bulunan külliye; cami, medrese, çeşme, hamam ve hastaneden oluşur, halk arasında Maristan adıyla da anılır. En erken tip medresesi ve şifahane örneklerinden biri olan Külliye, Anadolu’da külliye şeklinde inşa edilen ilk yapı toplulukları arasındadır. 1108 – 1112 yılları arasında Mardin Artuklu Sultani Necmeddin İlgazi’ nin kardeşi Eminuddin’ in başlattığı inşaat Sultan tarafından tamamlatılmıştır. Mardin’deki en erken tarihli Artuklu yapısı olarak bilinmektedir.
Caminin vakfiyesinde, 12. yüzyılda inşa edildiği yazmakta. Mardin’in en eski vakfı olan yapı, kare planlı tek katlı bir camidir. Üst örtüsü düz damdır. Hz. Muhammed’in 13. göbek torunu Zeynel Abidin’in adıyla anılan camide kendisinin ve kız kardeşi Sitti Zeynep’in makamı vardır. Nusaybin’in en önemli camisi olarak nitelendirilen yapı, kültür ve inanç parkı projesi ile Unesco geçici listesine girmiştir.
Ulu Cami (Midyat)
800 yılında yapılmış mihrabın üç tarafı bitkisel bezemelerle süslü bir camidir. Minaresi tek şerefelidir.
MEDRESELER
Kasımiye Medresesi
İki teras üzerine iki katlı olarak inşa edilmiş Medrese, cami ve türbe ile birlikte külliye olarak nitelendirilebilir. Yapımına Artuklular tarafından başlanıp 15. yüzyılda Akkoyunlular tarafından tamamlanan Medrese bu nedenle Sultan Kasım’ın adıyla anılır. 1469 yılına tarihlenen Medrese, şehirdeki eğitim amaçlı yapıların en büyüklerinden biri. Tek bir avlu etrafında düzenlenmiş iki katlı mekânlar ve bağımsız bir mescitten oluşur. Plan özellikleri, taş işçiliği ve süsleme motifleri, devir özelliklerini yansıtmasa da bu anıtsal yapının Mardin’deki Artuklu Dönemi’nin son eserlerinden birisi olduğu söylenebilir.
Zinciriye Medresesi
Medrese Mahallesi’nde bulunan yapı, 1385 yılında Mardin’de hüküm süren son Artuklu Sultanı Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmış. Bu nedenle “Sultan İsa Medresesi” adı ile de anılır. Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa ‘nin bir süre bu medresede hapsedildiğine inanılır. Halk arasında Zinciriye Medresesi denilmesi, bir rivayete göre eskiden iki dilimli kubbe arasında zincir gerilmiş olması nedeniyledir. Dikdörtgen ve geniş bir alanı kaplayan yapı, iki kat üzerinde avlu, cami, türbe ve çeşitli ek mekânlardan meydana gelir. Doğu ve batı ki dilimli kubbeler ve doğu tarafına rastlayan yüksek taç kapısı ile dikkati çeken Medrese’nin, güney kısmında Sultan İsa’ya ait türbe yer alır. Medrese’ de ayrıca çok sayıda eski kitabe mevcut. Rasathane olarak da kullanılabilmesi için yüksekte kurulmuş. Mardin Müzesi bugünkü binasına taşınmadan önce Zinciriye Medresesi’ nde işlevini sürdürmüştür.
KİLİSE VE MANASTIRLAR
Mor Yakup Kilisesi
Zeynel Abidin Camii İslamiyetin, Mor Yakup Kilisesi de Hıristiyanlığın önemli mabetlerindendir. Birbirlerinden 50 metre uzaklıkta yer alan ve sürekli birlikte anılan iki yapı ortak bir tarihi geçmişe sahiptir. Yukarı Mezopotamya’nın en eski kiliselerinden olan ve Mardin’in önemli kültür varlıklarından biri olarak nitelendirilen Mor Yakup Kilisesi, 4. yüzyıla tarihlendirilir. Kilise, hastalara şifa vermesi, engelli insanları iyileştirmesi, bir haftalık bebeği konuşturması gibi mucizelerine inanılan ve azizlik mertebesine yükseltilen Mor Yakup’un adını taşır. 309 yılında Nusaybin episkoposluğuna getirilen Mor Yakup, burada bir katedral ve vaftizhane inşa ettirmiş. 8. yüzyılda katedralin yıkılması üzerine vaftizhane kiliseye dönüştürülmüş ve Mor Yakup Kilisesi olarak anılmaya başlanmış. Kilise, çok iyi korunmuş olarak günümüze kadar ulaşan yüksek kabartma tekniğinde yapılmış bezemelerle süslü. Bezemeler, Mardin’in en iyi taş işçiliği örneklerinden biridir. Mor Yakup ve öğrencisi şair Mor Efrem, 326 yılında da ünlü Nusaybin Okulu’nu burada kurmuşlar. Dünyanın ilk üniversitelerinden biri olan bu okulda, 800-1000 kadar öğrencinin yatılı olarak okuduğu kaynaklarda geçmekte. Nusaybin Okulu’nda teolojinin yanı sıra felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk dersleri verilmekteydi. 38 yıl boyunca bu okulda öğretmenlik yapan Mor Efrem, Süryani edebiyatının önemli bir şairi ve Süryani dilinin en büyük ustası kabul edilir. Birçok ilahi ve şiir yazmış olan Mor Efrem en eski Süryani ilahilerini bestelemiştir.
Mor Evgin Manastırı
Çok eski tapınaklardan biri olan manastır, 4. yüzyıla tarihlendirilir. Manastıra adını veren Hıristiyan azizlerden Mor Evgin’in Mısır’ın Kızıldeniz kıyısında inci dalgıcı olduğu, 340 yılı civarında buraya gelip manastırı kurduğu rivayet edilir. Mor Evgin Manastırı, Tur Abdin Dağı’nın yamacında, ovadan 500 metre yüksekliktedir. Belli bir noktaya araçla gittikten sonra kısa bir yürüyüş sonrasında ulaşılabilir.
Dereiçi (Killit) Köyü
Savur’a 5 km uzaklıkta büyük bölümü terk edilmiş eski bir Süryani köyü olan Deriçi köyü, taş yapılarıyla dikkat çekmektedir. Göç vermeden önce büyük ve önemli bir Süryani yerleşimi olan köyün Ortodoks, Protestan ve Katolik üç kilisesi ve üç manastırı bulunmaktadır. Şaraplarıyla da ünlü olan köyün yakınlarında şarap üretilmekte ve bağbozumu geleneği devam ettirilmektedir. Köyün içindeki eski Süryani Ortodoks Mor Yuhannon Kilisesi 7. yüzyıla tarihlendirilir. Köye 3 km uzaklıktaki Mor Abay Manastırı bugün harabe halinde ama zamanında görkemli bir yapı olduğu kalıntılarından anlaşılıyor. Manastırın 6. yüzyılda inşa edilmiş olduğu tahmin edilmektedir. Mor Abay Manastırı’na 1 km mesafede bulunan Mor Theodute Manastırı’nın, 7. yüzyılın sonlarına doğru Mor Theodute adlı gezgin bir keşiş tarafından yanında Mısır’dan getirdiği kutsal emanetlerin üzerine kurulduğu sanılmaktadır. Günümüzde de migren hastaları şifa bulmak için manastırda gecelerler; bu nedenle burası “Baş ağrısı manastırı” diye de anılır.
MÜZELER